DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ’NDE BİR KÖY: ADI ERSİS (KILIÇKAYA)
Prof. Dr. Mustafa KURU

Anadolu’nun uzak ve fakir bir köşesini; yeşil, bir bakıma kendi kaderine terkedilmiş bir köyünü düşünün. İlk anda zihninizde neler belirir: Hayata küskün, her türlü eğitimden yoksun, yoksullukla mücadeleden bıkmış bir insan topluluğu mu? Sadece ata toprağına bağlılık gayesiyle bir arada yaşayan, çiftçilikten veya hayvancılıktan başka gelir kaynağı olmayan köylüler mi? Göç için fırsat kollayan ve bilmediği hayatlara “ya nasip” diye yelken açmaya hazır insanların yaşadıkları mekân mı? Bu yargılar günümüzdeki her köyün acı gerçeğidir. Ancak benim köyüm Ersis, takdire şayan bir bilinç ile, bu makus talihi yenmiş nadir köylerden biri olarak anılacaktır. Niçin mi?

Çünkü Ersis, insanların yaşamaktan mutluluk duyacağı tarzda yemyeşildir. Allah vergisi bereketli bir toprağı vardır. Ancak en önemlisi bu toprağı bilinçli bir tarzda işleyip, topraktan gerekli verimi alan çalışkan ve üretken insanlara sahip olmasıdır.

Bu insanlar, geçmişte sahip oldukları toprağın hakkını verdiler. Her karışını değerlendirdiler, meyvelerin hemen her çeşidini yetiştirdiler. Köylerini yaşanılır, mutlu bir yuva hâline getirdiler. Geçimlerini sağlamak için de ürünlerini, ulaşım sorunlarına rağmen pazarlamaya çalıştılar. Bir bakıma, küçücük bir köy olarak “kendi kendine yetebilme” başarısını gösterdiler.

Toprağını en üst seviyede işleyen beyinler; çocuklarını yetiştirmek konusuna da duyarsız kalmadılar. En kolay yol olan göçü düşünmeden, toplumsal bilinci en üst seviyeye taşıyarak çocuklarını eğittiler. Elbette ki kolay değildi bu. Küçücük yavrularından aylarca, hatta yıllarca ayrı kalabilmek ana – baba yüreğinin kaldırabileceği cinsten değildi. Ancak Ersis’teki bilinçli beyinler, çocuklarını çağın koşullarına göre yetiştirmekte kararlı idiler. Mantıklarının gösterdiği yolda yüreklerinin acısına dayandılar.

Artvin’in Yusufeli ilçesinin bir köyü olan Ersis’te, hatta birçok ilçe ve il merkezinde dahi ilkokuldan sonra okumak imkânsızdı. Bu bakımdan Ersis’liler çocuklarını ilkokul sonrasında çoğunlukla öğretmen okulları gibi yatılı okullara gönderdiler, eğitim ordusunun içerisine saldılar. Ersis’in bilinçli insanları, bu çocukların kendilerinden uzaklaştığını, hayatlarını başka mekânlara taşıyacaklarını da elbette biliyorlardı. Ancak bu karar toplumsal bir bilincin sonucuydu. Aksi takdirde çocuklar, eğitim imkânlarından mahrum köyde yaşamak zorunda kalacaktı. Bugün görevleri nedeniyle bu güzel köyden ayrılma durumunda kalmış olanların tümü Ersis ile ilişkilerini sürdürmektedirler. Bu Ersis sevdası değil de nedir?

Ersis, devletin sağladığı imkânlar çerçevesinde eğitime en fazla önem veren köylerimizden biridir. 1997 öncesinde, sekiz yıllık zorunlu eğitim yasası çıkmadan önce bu sorunu çözmüş olan köyümüzde, suç oranının ülke içerisindeki en düşük seviyede bulunması da bunun göstergesi değil midir?

Ersis, Türkiye’nin hizmetine sunduğu evlatlarıyla da, bir belde olarak görevini fazlasıyla yapmıştır. Kara Kuvvetleri Komutanı, rektörler, dekanlar, genel müdürler, subaylar, hukukçular, doktorlar, mühendisler ve özellikle çok başarılı eğitimciler yetiştirmiş köyümüzde ezelden beri Türk gelenek ve göreneklerine bağlı bir yaşama tarzı hüküm sürmüştür. Bu bakımdan büyüklere karşı saygılı, küçüklere karşı sevecen tavır; içerde ve dışarıda karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma ile her zaman devam etmiştir.

İşte bütün bunlar, Ersis’i, bilinen köy kavramının dışına çıkarır. Toplumsal bilincin ve olağanüstü bir gayretin kristalize olduğu bir mekân hâline getirir. Bu özellikleriyle de yapılacak olan baraj nedeniyle su altında kalacak Yusufeli’nin yerine ilçe merkezi olmayı herhalde fazlasıyla haketmektedir.

Yeni adı Kılıçkaya. Fakat ben Ersis diyorum. Çünkü bir rivayete göre sabahları erken konan sisten, bir rivayete göre ise , 93 harbinde tüm erkekleri şehit olup erkeksiz (ersiz) kaldığı için verilen bu ismi çok seviyorum. (Bu amaçla yazımda Ersis adını kullandım).

Böyle bir köyde doğmuş, yaşamış, okumuş, belirli bir kademeye gelmiş bir birey olarak büyüklerimize şükranlarımı belirtmek, varlıklarıyla bizlere model teşkil ettikleri için önlerinde hürmetle eğilmek istiyorum. Köyümün bir bireyi olduğumu söylemekle her zaman gurur duydum, ömrümün sonuna kadar da gurur duyacağım. Ersisli olmak bir kimlik ve ayrıcalıktır.


Prof.Dr. Mustafa KURU
Başkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı