Oluklu yu hepimiz duymuşuzdur fakat birçok
insanımız burayı görmemiştir hikâyesini duyup ta görmeyenlerden
keşfetmeyenlerden biriyim. Birçok hemşerilerimiz bile keşfetmemiştir. Bu
eksikliğimizi gidermek için komşum Fevzi Çakmak’tan bize rehber olmasını rica
ettik.
Bu doğa harikasını görmek için Akşamdan
konuşup anlaştık tarih 27.07.2007 saat 05.oo gün yeni yeni aydınlanıyor güneş
doğmamış ama çantalarımız hazır.
12 kişilik gurup yolda hazır bekliyoruz.
Reşat Saraç ın aracı ile yola çıkacağız herkes heyecanlı yaşları 45 ile 72
yaşındaki delikanlılar kimisi kırk yıl olmuş kimside elli yıldır benin gibi
bazıları da hiç gitmemiş bu Meşhur soğuk suyu.
Fevzi Çakmak
Reşat BİRİNCİ
Ali Osman KIRMIZIYÜZ
Mustafa YIKICI
Nuri CİCİOĞLU
Mevlüt AHISKALI
Haydar AHISKALI
Fikret AHISKALI
Mehmeh AHISKALI
Turan AGIRAK
Reşat SARAC
VE BEN Yaşar Kaya KIRMIZIYÜZ
Ekip Tamamlanıp Mezra de Bat hanenin
deresine kadar Reşat Saracın arabası ile gittik aracı kenara çektik muziplik
olsun diye de bir kalahaş otuna bağladılar arabayı otlasın diye.
Sırt Çantalarımızı aldık herkes evinden bir
çıkın koymuş torbasına kimisi tandır kurusu kimi peksimet kimide taze fırın
pidesi burada en makbulü peksimet tabiî ki.
Araçtan inenler bir tazının çevikliğinde
hemen yola koyuldular etraflarına bakmadan sanki çok acele işleri varmış bir
yere yetişeceklermiş gibi sonradan örgendim bunlar iki kardeş Postacı emeklisi
imiş yaşamları çabuk yürümek le geçince bana çok garip geldi.
Fikret Ahıskalı bu işte deneyimli hemen küçük
bir nacak çıkardı çantasının kenarından yabani gül ağacından birer değnek yaptı
birde bana yaptı böyle yürüyüşlerde değnek insana sanki üçüncü bir bacak
vazifesi görüyor.
Mezralardaki güzelim doğaya çiçeklere bakarken
yavaş yavaşta yürüyüş tempomu artırıyorum ama nafile Hodayil(Yabani Aşısız )
kiraz ağaçları gözüme çarptı birer avuç dolusu kiraz aldık yetişmiş ağzımızı
burar gibi oldu ama değişik bir tadı var simsiyah olmuş .yanındaki ağaç
kıpkırmızı kiraz daha yeni yetişiyor biraz ötede sapsarı kehribar sarısı kiraz
ben bu kirazlara bakarak yürürsem vay geldi başıma ekibin ucu görünmüyor en
arkada ben kaldım.
Ağbaşköy yolu ile Melik ğilin mezranın
başına geldik, Eski hayvan patika yolu ile Maşket ten yukarı rampaya vurduk ben
kendimi en arkada sanırken bir de baktım ki benden de geri kalan biri var araç
sahibi Reşat ikimiz yürümeye başladık Reşat nerde bunlar yahu niye bizi
beklemediler nasıl bu yürüyüş hem konuşuyor hem de peşimden geliyor ama sigara içtiği
için çabucak yoruldu .
başladı kendi kendine sinirlenmeye öndekileri
ne bağırmaya ormanlarda ses yankılanıyor bizim sesimiz ters yönden bize geri geliyor
önden gidenlerde sesimize ses veriyorlar ama nereden bağırdıkları belli değil
orman dan yukarı patika yolu bulduk ama herkes ayrı arı bildiği kestirmelerden çıktığından
yolda az ayak izleri var .
Reşat iyice yoruldu bana bekle yoruldum
diyor ama ben sigara içmediğimden onun kadar yorulmadım sinirli haline bakınca
gülmem geliyor gülemiyorum sağa sola koşuyor bağırıyor beni kastederek seni
niye bıraktılar ya başımıza bir hal gelse,
Ayı çıksa, kalp kirizi geçirsek bin bir
türlü kötü olasılıkları sıralıyor bir taraf tanda bağırıyor Ulllaaa. Yukarılardan
ses geliyor ama nafile.
Zor bela Musa nın Çukuruna çıktık Fevzi
Çakmak bizi yolda bekliyordu Eniştemi bırakmam diyor ama Reşat Adeta Köpürmüştü.
Musa nın çukurunda yedi tane dağdan kaçmış tosun bulduk. Kattık önümüze
Çifcinin pınarına geldik bütün ekip orda bize alaylı alaylı nerde kaldınız
kayıp mı oldunuz sizi belliyoruz diyorlar ama buz gibi suyu da içiyorlar kana kana
acıkanlar peynir ekmek suya batırıp yiyip kahvaltılarını yapanlar haydi devam
biz daha yeni geldik nefesimizi toplamadan kalktılar yine.
Postacılar ve Reşat Birinci yola koyuldular.
Arkadan bir at kişnemesi geldi mezralarda ot biçen birisi Atıyla Ormanda sürüyü
arıyorum bir küçükbaş hayvan kesip misafirlerim var onlara götüreceğim dedi ve
yine Reşat Saraç ile ben arkada kaldık.
Çiftçi nin Pınarından yukarı yine orman
yolu ile Haytanın betnarına çıktık karşımıza üç tosun daha çıktı Otluklar
dizlerimizde zümrüt gibi yemyeşil doğa bin bir çeşit çiçek Beyaz Sarı Papatya
yı hepimiz görmüştür ama burada Mor papatyayı ilk defa görüyorum.
Tosunlar Tuz istiyor kuzu gibi geliyor
peşimize Betnar’da Çobanların kulübesine vardık su molası verdik. Kekiklerin
yanından geçerken bir nefis koku sarıyor etrafımızı kekik toplaya toplaya
çıktık gölün düzüne alt kenarında bir mola daha verdik Gölün suyu azalmış ama
yinede ihtişamı yerinde, boğaların da yatağı idi postacı Osman nın Boğasına Tuz
verdik.
Hasanın Bakacağına gelip bu güzel kanyonu
görmeden nasıl geçmiş günlerimiz diye hayıflanırken doyumsuz bir manzara
yeşilin tüm tonlarını seyrettik karşılardan kulaklarımızı boğa haylamaları
inletiyordu uzaktan sanki bizleri selamlıyorlardı.
Ekibin en arkasında yine biz yola koyulduk
pisi göle doğru, At kıstıracağından Akan buz gibi sulardan içerek pisi gölün
üstüne çıktık sulara puan vere vere hepsi birbirinden soğuk berrak ve içmeye
doyulmuyor.
zirveye 500-600 metre kadar kaldı derken bir su molası daha verdik. Temmuz ayında ilkbahar çiçek kokularını
hissetmek renklerin güzelliklerini görmek daha açmaya yüz tutmuş yaban
güllerini görünce insan mevsimi şaşırıyor, ayrı bir duygu insan kendini doğal bir
botanik bahçesinde sanıyor bu rakımda gördüğümüz çuha çiçeklerini görünce göz
zevkinden bizde payımızı aldık.
Nihayet Zirvedeyiz Eyerlinin taşının yanı
Erzurum-Artvin Sınırı Sağa bakıyorsun Tortum Gölü, Öşvank köyü (Kilisesi) ve
Uzundere nin Köyleri Başını Çeviriyorsun Sola Ersis Mezraları Ersis,Peterek,göcek,Çoruh
Vadisi ve Muhteşem Kaçkarların heybetli Görünümü Zirveye çıktık ama nasıl
çıktık bir Reşat’a bir de bana sor.kendim nasıl çıktım bir de onu bastonumla
çektim.
Hedefimiz Oluklunun suyu; Oluklunu suyuna
gitmek için Bir buçuk saat daha yürümemiz lazım diyor Fevzi belki on defa daha
mola vererek olukluya çıktık. Zirvelerin zirvesi buradan yukarısı Allaha ait
bir bardak su içen mest oluyor ikincisini içmek için beş dakika beklemesi lazım
buz mübarek Zemzemi şerif bu olsa gerek.
Bütün ekipten sonra geldiğimiz için Ateş Yakılmış,
peksimetler soğuk suya atılmış civil peynir ile herkes karnını doyurmuş. Sırtımızı
ateşe verdik bir güzel ısındık terimizi kuruttuk soframızı kurup Fevzi akşamdan
hazırladığı köfteleri pişirdi yerli domates, salatalık. Soğan, biber.
Oluklunun Suyu ile Altınbaş bade oldu içsen
soracak içmesen yine soracak içelim de bilerek sorsun Mevla bu güzelim suya bir
daha ya kısmet, İçtik bu güzelim suyu Allah yoluna gidip te içmeyenlerin günahı
boynuna
Bazıları nı dağ çarptı bu rakımda dağ çarpılmasına
karşı açı soğan yedirirlermiş biz de Reşat’a soğan yedirdik Reşat’ı da dağ
çarptı çünkü.
Dönüş Başladı,
Mal yatağı Aravara kestirme tahmini bir
saate indik daha doğrusu bizim öncü gurup gidince bizde peşlerinden aynı güzergâhı
izledik. Mal yatağında tosun güreşlerini izledik kaybeden boğa ormanı
yıkacakmış gibi haylayarak uzaklaşıyor yaklaşmak ne mümkün. Torbalarımızdaki
tuzları diğer tosunlara verdik bizden sonra gidenler bolca tuz götürsünler
Korkunç görünümlü boğalar kuzu gibi yanına gelip elimizden tuz yalıyorlar.
Dönüşümüz de başka bir muhteşemdi. Yukarı
gidemeyenlerle aşağıya gidemeyenler tamamen farklı kişiler. Mustafa Yıkıcı nın
topuk dikeni aşağı yürüyüş yapmasına mani olduğundan Nuri cici -Ali Osman
Kırmızıyüz mevlüt Ahıskalı eşliğinde ne pantolon kaldı ne gömlek yırtıla
yırtıla gelindi. yabani cay otuna binip kızak bile kaydılar kızılyarda Fevzi
yine kurtardı uçuruma yuvarlanmaktan Mustafa yıkıcıya at lazımmış ama bize
söylemedi aşağı gidemediğini Reşat aşağı doğru kuş gibi uçuyordu latife olsun
diye bana çok çektirdiniz yukarı giderken sürünün diyordu.
Bizden önce giden ekip bütün köknarları
yoklamış olsa da bizde birer çiğnemelik çam sakızı topladık
Acı elmanın sırtına aşağı Kasaphanenin çukuruna,
derelerin kavuşumuna indik, Mahinur’un yarı ve kızıl yar dan aşağı Bathane ye
indik bu kısa yolculuk Altı saate ancak indik.ne yol kalmış ne patika yıllarca
gidilmemiş bu yollardan.
Böyle bir yürüyüş her ne kadar da zor olsa
da mutlaka bütün gençlerimize tavsiye edebileceğimiz eğlenceli bir yürüyüş
parkurudur. bu anımızı hiç unutmayız herhalde. Tüm yürüyüşe katılanlara Sağlık
ve sıhhatler dilerim Seneye inşallah nasip olur bir daha.
Dağlarımız Taş olsa bile Ben köyümün
Taşını, bayırını seviyorum. Yıllarca açılmamış kapıları yanmayan pencereleri
açanları seviyorum.
Yaşar Kaya KIRMIZIYÜZ